19 Temmuz 2015 Pazar

Kişileştirme

Edebî Sanatlar 
Anlama Dayalı Söz Sanatı
Teşhis (Kişileştirme)

İnsan dışındaki varlıklara insan özelliği verme sanatına teşhis (kişileştirme) denir. Kişileştirmede insan dışındaki varlıklara ağlama, mutlu olma, üzülme, kızma gibi insana özgü nitelikler aktarılır. Teşhis edebiyat dışında hitabet sanatında (retorik), görsel sanatlarda, dini metinlerde vs. de kullanılır.

Teşhis Sanatına Örnekler:

“Dinmiş denizin şarkısı, rüzgâr uyumakta
Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı
Mevsim gibi süslenmiş Emirgan, Çınaraltı”

Bu dizelerde “deniz, rüzgâr, rıhtım boyu, Emirgan ve Çınaraltı” kişileştirilmiştir. Bildiğiniz gibi, deniz şarkı söylemez, rüzgâr uyumaz, rıhtım boyu üzülmez. Emirgan ve Çınaraltı gibi yerler süslenmez. Ama şair bu cansız varlıklara, insana özgü nitelik vererek şiire hoş bir hava katmış, ayrıca duygu ve düşüncelerini daha güzel bir şekilde aktarmıştır. Şair, dalgaların çıkardığı sesi denizin şarkısı olarak ifade etmiş; rüzgârın esmemesini, rüzgârın uyuması şeklinde yorumlamıştır. Karanlığın çökmesini rıhtım boyunun üzüntü içinde olmasına bağlamış, Emirgan ve Çınar altının baharla birlikte yeşermesini ise buraların süslenmesi olarak ifade etmiştir.



http://www.erguven.net/dersler/online/Edebi-Sanatlar/index/0



Kişileştirmede duygusu, konuşması olmayan somut ya da soyut varlıkları duyar, hareket eder ve konuşur hâlde anlatma söz konusudur.

“Tarihin dilinden düşmez bu destan
Nehirler gazidir, dağlar kahraman
Her taşı bir yakut olan bu vatan
Can verme sırnna erenlerindir”

Bu dörtlükte “tarih, nehirler, dağlar” a insana özgü nitelikler verilmiştir. Tarih, insana özgü konuşma özelliği ile nehir ve dağlar yine insana özgü olan “gazilik ve kahramanlık” özellikleri ile kişileştirilmiştir. Bildiğiniz gibi, savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimseye “gazi”, savaşta veya tehlikeli bir durumda yararlık gösteren kimseye ise “kahraman” denir. İşte insana özgü bu nitelikleri şair, insan dışındaki varlıklara vererek onları kişileştirmiş, anlatımına farklılık ve güzellik katmıştır.

“Durgunca bir deniz sahilleri öper
Söner ufuklarda sevdalı bir kamer
Yıldız gibi uçar ateşböcekleri
Gecenin gözyaşı öper çiçekleri”

Bu dörtlükte “deniz” ve “kamer” sözcüklerinde kişileştirme yapılmıştır. “Sevdalanmak” insana özgü bir niteliktir. Şair, bunu insan dışındaki varlıklara vererek onları kişileştirmiştir.

Yukarıda da belirtildiği üzere teşhis (kişileştirme) insan dışındaki varlıklara insana özgü, insanın yapabileceği davranışları yaptırma sanatıdır.

Akisler silinir bir bir denizden
Gece eşya uyur ve ruh uyanır
dizelerinde insana ait olan “uyumak”, “uyanmak” eylemlerini “gece” yapmıştır.

Ay, suda bestelerken en güzel şarkısını
Küreklerim de suya en derin şiiri yazdı

dizelerinde de “ay” ve “kürekler” teşhis edilmiştir.

Seslen liman sislerine boğulur
Gemiler yorgun ve uykuludur.

Bu parçada, gemiler kişileştirilmiştir.

Ne vakit Maçka ‘dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi.

(Attila İlhan)

İnsana özgü bir nitelik olan “gülmek” eylemi ağaçlara yakıştırılmış. Bir başka deyişle “ağaçlar” kişileştirilmiş.

“ Köyün çayı boş yere akmaktan sıkılıyor, bir bostanı sulayacağı günlerin gelmesini iple çekiyordu.”
Bu cümlede “köyün çayı” kişileştirilmiştir. “Sıkılmak”, “iple çekmek (sabırsızlıkla beklemek)” insana özgü niteliklerdir. İnsana özgü nitelikler “köyün çayı”na verilerek çay kişileştirilmiştir.

“Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın
Hırçın bir fırtınayı düşünüyordu deniz.”

Bu dizelerde “kişileştirilme” vardır. Burada “düşünüyordu” denerek “deniz” kişileştirilmiştir.

Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl
Kahraman ırkıma bir gül – ne bu şiddet bu celâl

Mehmet Akif ERSOY

Bu beyitte yer alan hilâl, çehresini çatan ir insana benzetildiği için teşhis sanatına örnek gösterilebilir.

Her teşhiste aynı zamanda kapalı istiare  vardır:

"Sevincinden ağlayan, gülen, haykıran rüzgâr Kalplere sevinç, umut ve inanç getiriyor."

Rüzgâr, insan gibi sevinmekte, sevincinden ağlamakta, gülüp haykır maktadır. Böylece kişileştirme gerçekleştirilmiştir.
Kendisine benzetilen"insan" söylenmediği, gülmek, ağlamak, sevinmek, haykırmak gibi insana ait özellikler 'benzetme yönleri' belirtildiği için kişileştirme, kapalı istiare biçiminde gerçekleştirilmiştir.

"Rüzgâr, bir insan gibi sevincinden ağlıyor, gülüyor, haykırıyordu." denirse benzeyen de kendisine benzetilen (insan) de belirtildiği için kişileştirme, benzetme şeklinde gerçekleştirilmiş olur.

"Dağ başını duman almış / Gümüş dere durmaz akar."

İkinci dizede, insanın 'ağlama' özelliği 'dere'ye aktarılmış, dere kişileştirilmiştir. Aynı zamanda kapalı istiare yapılmıştır.

·         Güzel gitti diye pınar ağladı.
·         Menekşeler külahını kaldırır.
·         Bir sarmaşık uyanıyordu uykusunda / Geriniyordu bir eski duvarın sıvasında.
·         Toros dağlarının üstüne /Ay un eledi bütün gece.
·         O çay ağır akar,yorgun mu bilmem /Mehtabı hasta mı,solgun mu bilmem.
·         Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın,
·         Eskici dükkanında asma saat /Çelik bir şal atmış omuzlarına.
·         Yalnızlığın okşadığı kalbime,yağmurlar küskün /En güzel türküyü bir kurşun söyler.
·         Bu akşam sonbahar ne kadar serin / Geceyi hasretle zaman.



Yukarıda da tekrarlandığı üzere teşhis (kişleştirme) cansız varlıklara ve soyut kavramlara insana ait özellikler kazandırıp onları canlandırma, hareketlendirme sanatıdır:

     "O gün bugün, hep sessiz ağlaşırlar geceler,
Ruhumla bir dost gibi anlaşırlar geceler."

"Gecelerin ağlaşması" ve "ruhla anlaşması" kişileştirme örnekleridir.

"Senin tutkunla mecnun geziyor, güneş ve ay."

Gezmek  insanın  özelliğidir;   güneş  ve  ayın  gezmesi kişileştirme örneğidir.

*
Prozopope (Prosopopée, kişileştirme, intak):
Bir üslup tarzı olan prozopope bir ölüyü, bir hayvanı, bir soyut varlığı, bir doğa öğesini, mevcut olmayanı konuşturma durumudur.
“ney” şiirinde güzü konuşturan şair bu mevsimin niteliğine uygun olarak hüzünlü bir atmosfer çizer:
“sormak güze özgüdür:
o der ki ben miyim
yenilmiş ve yitik
bir yazı olan sevgili?
ki mağrur bir kağıda
düşen en soluk sözcük
                       ve perçemleri ta’lik”               (ney, 132)
 Abdulhalim Aydın,  Hilmi Yavuz’un Şiirlerinde Söz Sanatları, Sözcük Oyunları ve Şiirsel Figürler (Yanaçlar)





Test



1.      Aşağıdaki dizelerden hangisinde teşhis  (kişi­leştirme) sanatı vardır?

A)   Haber ver yolunu bekleyeceğim
       Gelirsen öyle çok sevineceğim
B)   Çiçekler toplayıp papatyalardan
       Saçlarını tel tel süsleyeceğim
C)   Sen bana gelirken uzak yollardan
        Kollarım açılmış bekleyeceğim
D)   Denizle martılar hep bir ağızdan
       Şarkılar söyleyip neşelenecek
E)   Haber yok geçiyor hep aylar dedim
       Yoksa unuttu mu beni yâr, dedim.
*

2. “Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!” dizesinde hangi edebi sanatlar vardır?
A) Teşhis – hüsn-i talil
B) Telmih ” kinaye
C) Mecaz-ı mürsel ” teşhis
D) Hüsn-i talil ” tecahül-i arif
E) Tevriye ” cinas
*
3. “Artık dağlar sırtlarından kürklerini attılar. Fakat henüz sabahları serince olduğundan,       omuzlarına sislerden birer atkı alıyorlar. Şimdi rüzgâr ağaçlar arasında ılık ılık esiyor. Hece böcekler, görülecek şey!”
          Parçada kişileştirilen varlık, aşağıdakiler­den hangisidir?
A) böcekler                                                                           
B) sisler                                                              
C) rüzgâr
D) ağaçlar                                                                                              
E) dağlar
*
4. Durgun bir akşamın erguvan örtüsünü
    Yırtarken çekinerek gecenin kara eli
     Yorgun bir gölge, omzunda bir günün yükü
     Sürüklüyor ufuklara ağır adımlarını
          Bu dizelerde kişileştirilen varlıklar aşağıda­kilerin hangisinde verilmiştir?
A)     Yorgun omuz - sürüklenen ufuklar
B)     Durgun bir akşam - ağır adımlar
C)     Erguvan örtü - bir günün yükü
D)     Akşamın örtüsü - omuzun yükü
E)     Gecenin kara eli - yorgun bir gölge
*
5.Aşağıdakilerin hangisinde bir kinaye vardır? 
A)      Gönül sevdiğinden soğur
         Görülmeyi görülmeyi
B)     Gölgesinden dinlendiğim
         Koca çamlar yerinde mi
C)     Şu karşıma göğüs geren
         Taş bağırlı dağlar mısın
D)     Elbet bir devasız dertten
         Doğan göz bir zaman ağlar
E)     Uçtu kuşların kervanı
         Her biri bir dala gider
*
6.I. Halk ekranlarda belgesel seyretmek istiyor.
II. Durmuş saat gibiydi durup geçmeyen zaman.
III. Bu inek dünden beridir ders çalışıyor.
IV. Yaşadıklarımı duyunca ağzı açık kaldı.

Aşağıdaki söz sanatlarından hangisinin yukarıda numaralanmış bir örneği yoktur?
A) Teşbih
B) Mecaz-ı Mürsel
C) Teşhis
D) İstiare
E) Kinaye
*
7.Aşağıdakilerin hangisinde teşhis (kişileştirme) sanatına başvurulmamıştır?

A) Sevincinden ağlayan,gülen,haykıran rüzgâr
     Kalplere sevinç,umut ve inanç getiriyor.

B) Ben öpmeden önce yanaklarını
     Varsın teller,tüller,duvaklar öpsün.

C) Bir yağmur başlar ya inceden ince
     Bak o zaman topraktaki sevince.

D) Bir bulut gezer yayla yayla Anadolu'yu
     Bir baştan başa selâm götürür.

E) Benim oğlum çok cesurdur canım,
     Horozdan korktuğuna bakmayın.
*
8.Derinden derine ırmaklar ağlar
       Uzaktan uzağa çoban çeşmesi.

Yukarıdaki beyitte görülen söz sanatları aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A)Teşbih – Teşhis
B) İstiare – Teşhis
C) Tenasüp – Tevriye
D) Kinaye – Hüsn ü Talil
E) Teşhis – Kinaye
*
9.
      I. Yeditepe üstünde zaman bir gergef işler.

II. Kuşlar, senin uzak diyarlara gittiğini söylediler bana.

III. Bir bulut gezer yayla yayla Anadolu'yu bir baştanbaşa selâm götürür.

IV. Kuş çağırdı, inandım; Dal çağırdı, bağlandım.

V. Rüzgâr uyumuş, ay gülüyor; her taraf ıssız.

Yukarıda numaralanmış cümlelerin kaçında “teşhis” (kişileştirme) sanatına başvurulmuştur?
A) 1         
B) 2         
C) 3         
D) 4         
E) 5
*
10.Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa
Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa

Yukarıdaki dizelerde görülen söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tenasüp (Uygunluk)
B) Tecahül-i Arif (Bilmezlikten gelme)
C) Telmih (Hatırlatma)
D) Teşhis (Kişileştirme)
E) Hüsn ü Talil (Güzel nedene bağlam)
*
11.Onun ölümüne gökyüzü ağladı.
İçmiş gibi geceyi bir yudumda,
Göğün mağrur bakışlı bulutları.
Ay suda bestelerken en güzel şarkısını
Küreklerim de suya en derin şiiri yazdı

Cansız varlıklarla ve insan dışındaki canlılara insan özellikleri vermeye “teşhis sanatı” denir.

Yukarıdaki dizelerde kaç tane varlık kişileştirilmiştir?

A) 3        
B) 4         
C) 5         
D) 6         
E) 7
*
12. Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi;
 Görmüş ve geçirmiş denizin kalbine sindi.
Bu dizelerdeki kişileştirme, aşağıdakilerden hangisinde yoktur?
A) Bir sarmaşık uyanıyordu uykusundan;
     Geriniyordu bir eski duvarın sıvasında
B) Bir bulut geldi üstüne bahçenin,
     Bütün ağaçların keyfi kaçtı.
C) Toros dağlarının üstüne
     Ay, un eledi bütün gece
D) Eskici dükkânındaki asma saat,
     Çelik bir şal atmış omuzlarına
E) Ay, zeytin ağaçlarından yere damlıyordu;
    Açtım avucumu altına tuttum.


Cevap anahtarı: 1. D, 2.B, 3.E,4.E, 5.C, 6.C, 7.E, 8.B, 9.E,10.D, 11.B, 12. E,



*
Kaynaklar:
http://www.erguven.net/dersler/online/Edebi-Sanatlar/index/0
http://www.edebiyol.com/OSS_edebi_sanatlar_test.html
http://www.nkfu.com/teshis-sanati-ozellikleri-ornekleri/
http://www.dil-bilgisi.net/konular/edebi-turler-soz-sanatlari/soz-sanatlari/
https://tr.wikipedia.org/wiki/Te%C5%9Fhis_(edebiyat)
http://www.edebiyatfakultesi.com/edebi-sanatlar/teshis-kisilestirme-sanati
http://edebiyatforum.com/lise-1-edebiyat-konu-anlatimi/
http://www.dilbilimi.net/edebi_sanatlar.pdf
http://www.xn--edebiyatgretmeni-twb.net/soz_sanatlari_1.htm
http://www.bilgicik.com/yazi/soz-sanatlari-edebi-sanatlar-1/
http://torpil.com/egitim/lise-konulari/edebiyat/hhcfm/edebi-sanatlar.html

http://www.edebiyatogretmeni.org/teshis-kisilestirme/




Ek okuma
DÜNYA’NIN YUVARLAKLIĞINA VE EVRENDEKİ DÖNGÜSEL HAREKETLERE
KURAN’DAN İŞARETLER

Dünya’nın yuvarlaklığına ve hatta geoit şekline işaret olarak değerlendirilebilen bazı ayetler vardır. Ancak, bu başlık altında genel olarak bilinen bu ayetler dışında şimdiye kadar bu şekilde değerlendirilmediğini düşündüğümüz bir ayetten bahsedeceğiz.

Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Şu halde yerin omuzlarında dolaşın ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır.
67(Mülk)/
Dikkat ederseniz ayette yeryüzü yani Dünya kişileştirilmiş ve boyun eğmiş bir halde duran, omuzlarına binilebilen bir canlı varlık olarak tasvir edilmiştir.

Dünyamız da kendine özgü olan geoit şekli yani kabaca küre olarak tanımlanabilecek şekli dolayısıyla boyun eğmiş vaziyette bulunan bir insana benzetilebilir. Özellikle de yeryüzünün ‘omuzlarında’ yürünmesinden bahsedilmesi bu benzetimi güçlendirmektedir. Zira boyun eğerek eğilmiş duran bir insanın en yüksek uçları omuzlarıdır. Yerkürenin de küresel şekli sebebiyle tüm yüzeyi eğimli olduğundan (dağlar tepeler gibi şekilleri göz ardı edersek) yüzeyinin her noktası omuzlar gibi en uç noktalarını oluşturacaktır.

Ayette omuzlar kelimesinin karşılığı ‘’menakib” olarak geçmektedir. ’’Yerin menakibi” nedir? Bilindiği gibi menkib, omuz demektir. Ancak görüldüğü gibi ayette "iki omzunda" ifadesi kullanılmayarak "menakib" şeklinde çoğul kipiyle zikredilmiştir. Demek ki yerin omuzları, bildiğimiz binit hayvanlarında olduğu gibi iki omuzdan ibaret değil, çoktur.’’(Elmalılı Tefsiri) Görüldüğü üzere, iki omuz şeklinde değil de ikiden fazla omuzu kapsayacak şekilde omuzlardan söz edilmesi, Yerküre yüzeyinin her noktasının birer omuz gibi ve küresel bir yapıda düşünülmesi gerekir.

Ayrıca, yerin omuzlarında yürüyün sözü, kendi ayaklarımızla yürümenin yanı sıra Yerküreyi bir binek olarak düşünüp bineğin üzerinde ilerleme; mesela binilen bir devenin üzerinde ilerleme gibi anlaşılırsa, bundan “Yerküre’nin uzayda hareket halinde olması’’ ve insanların da onun omuzlarında, yani yüzeyinde ilerlemesi sonucuna da ulaşabiliriz. Ayette ‘’boyun eğen’’ anlamına gelen ‘’zelül’’ kelimesi kullanılmaktadır. Zelül, aynı zamanda ‘’hecin devesi ‘’anlamında da kullanılmaktadır. Bu da yukarıdaki bilgileri destekleyen bir durumdur. Çünkü bu deve türü tek hörgüçlü olup,  hörgücünün binilen üst kısmı şekil itibariyle bir kürenin kesitini andırır. 
T.Taşpınar

http://www.yenimucizeler.com/dunyanin-yuvarlakligina



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder