16 Ağustos 2015 Pazar

Lastikli söz

Edebî Sanatlar 


Lastikli söz

Lastikli söz, sözlü veya yazılı bir deyişin tasarlanarak veya istemeden değişik anlamlara gelmesine yol açan konuşma biçimi.
Genelde anlamlardan biri açık olurken, diğerinin çözümü daha zordur. Açık olmayan anlam bazen müstehcen olabilir.
Lastikli sözler edebiyatta, sahne performanslarında, sinemada, müzikte, radyo ve televizyonda kullanılmaktadır.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Lastikli_s%C3%B6z
*

Türkçenin lastikli kelimeleri

Fotoğraftaki Japon kızının gülüşünü çok beğendim. Muzır bir şekilde gülüyordu. Acaba bizim Türkçemizdeki lastikli kelimelere gülüyor olabilirmiydi? O gülüşten yola çıkarak tanık olduğum bazı olayları yazmak istedim. Aslında burada söylenilen cümleler tamamen masumane bir şekilde söylenmiştir. Söyleyenlerin hiçbirinde art niyet olmadığına eminim.

Tanık olduğum bu olaylara editörlerin onay verip vermeyeceklerini de bilmeden hoşgörülere sığınarak yazıyorum.

Türkçemizde bir çok lastikli kelimelere rastlayabiliriz. Bunlar biz farketmeden ağzımızdan çıkabilir. Sonradan belki söylediğimizin farkına varırız ama iş işten geçmiş olabilir. Karşımızdaki insanlar samimi arkadaşlarımızsa kelimeleri başka bir manaya çekerek açıkça gülerler, yabancılarsa herhalde içlerinden tebessüm ederler.

- Çalıştığımız müessesede öğle yemekleri dışarıdan geliyordu. Ama Hababam sınıfındaki rahmetli Adile Naşit gibi bir hizmetlimiz vardı. Herşeyi yapan tek hizmetli yani. Biz genelde erkek arkadaşlar erkenden toplu olarak yemeğe inerdik. Kızlar da ayrı olarak inerlerdi. O gün işlerimizin gecikmesi nedeniyle bizler yemeğe daha geç inmiştik.
Bize yemek dağıtırken kadıncağız, kızların her zaman yemeğe geç geldiklerini, bugün ise erken yemek yediklerini bize şu şekilde anlattı.
- Kızlar her zaman arkadan yiyorlardı, bugün önden yediler.
...
- Çalıştığımız müessese de hedef kitlemiz, paralı, iyi ve kaliteli müşterilerdi. Bunun için diğer Bankalardan müşterileri kendi bankamıza kazandırmak çok önemliydi. Müdür muavinlerimden biri bir gün heyecanla yanıma geldi. Yeni bir müşteri bulup ön görüşme yaptığını söylüyordu. Yani müşteri çalıştığı finans kuruluşunu bırakıp artık bizimle çalışacaktı.
- Müdür bey, bir müşteri buldum. Çok iyi. Artık bize kayacaklar.
- Ben nasıl yani? dedim. Arkadaşım bu kelimede bir pot kırdığını farketmiş olacak ki hemen düzeltmeye kalktı.
- Yani artık bize akıtacaklar. Yanımdaki diğer arkadaşlarım hepsi başka bir yere kaçtı.
...
Bulunduğumuz apartmanın garajında düzensiz park nedeniyle zaman zaman çıkışlar zor olmaktadır. Kapı komşum ise kendi otomobilinin arkasına başka arabalar park ettiği zaman, samimi olmadığı kişilere haber göndermek istemiyor. Onun için kendi arabasının arkasına benim arabamı park etmemi istiyor. Bu isteğini de şu şekilde dile getiriyor.
- Garajda arkama başka biri koymasın. Sadece sen koy.
...
Vergi dairesinde bayan şef, personeline bağırıyor. Nedeni de önemli bir evrağı kendisine haber vermeden masasının üzerine koymaları. Kadıncağız da evrakı görmemiş, gecikmeden dolayı Müdürden fırça yemiş.
Elinde evrak bağırıyor.
- Size kaç kere söyledim elime verin diye.
...
Sürçü lisan ettikse af ola....

http://blog.milliyet.com.tr/turkcenin-lastikli-kelimeleri/Blog/?BlogNo=52966
*
Türkçenin lastikli kelimeleri...(2)


MB ye ilk üye olduğum yıllarda "Türkçenin lastikli kelimeleri  " başlıklı bir blog yazmış ve o blogumda yakından tanık olduğum bazı dialogları paylaşmıştım. 2007 yılında yazdığım bu blogumun linkini okumayan arkadaşlarımız için aşağıda vereyim. İsteyenler tıklayıp okuyabilirler.

 http://blog.milliyet.com.tr/turkcenin-lastikli-kelimeleri/Blog/?BlogNo=52966
Bugün mailimi açtığımda ise bir arkadaşım buna benzer dialogların yer aldığı bir maili benimle paylaşmış. Ben de 5 yıl sonra bu blogumda benzer dialogları paylaşmak istiyorum. Türkçe'de kullanılan bazı cümlelerin böylelikle nereye gittiğini hep birlikte görelim.

*

Adam gazeteciye gidiyor.

"Usta bir Sabah ver, bir Akşam ver" diyor.

Gazeteci de;

"Sana günde bir Posta yeter" diyor.

 Bu örneği bildikten sonra ben nasıl gönül rahatlığı ile gazete alabilirim ki?


Sonra minibüs şöförü sesleniyor:

"Arkadan vermeyen kaldı mı?"

Ben de;

"Arkadan uzattım, sen önden alamadın mı?" diyorum.

Böyle bir minibüs şoförü ile kavga etmeden nasıl seyahat edebilirim ki?

*

Sonra lokantaya gidiyorsun, çorba içmişsin, garson geliyor.

"Arkadan ne alırsınız?"diyor.

Ben de mesela diyorum ki;

"Sen önce önümdekini kaldır, Sonra döner verirsin. Arkadan kaymak isterim."

Bu garson ile kavga etmeden yemeğimi nasıl yiyebilirim ki?

******

Bir çift otobüse biniyor, tabii, ki otobüs tıka basa dolu. Adam arka kapıdan, kadın ise ön kapıdan otobüse binebiliyor. Neyse bilet verecekler. Kadın arkadaki kocasına bağırıyor.

"Kocacığım ben önden senin için de verdim. Sen arkadan verme"

*

Bir de internet Cafe var. Müşteri girer içeriye. Yer yoktur. Bir süre bekledikten sonra cafe sahibine;

"Boşalan var mı?"

"Şimdilik yok ama ilk kalkana sen oturacaksın."

Şimdi ben internet cafe sahibi ile kavga etmeden nasıl durabilirim ki?

*

Orta yaştaki kadınla genç kız dolmuşa binmişler. Dolmuş şoförüne para ödeyecekler. Kadın seslenmiş!

"Dur kızım benimki bozuk, ben vereyim."

Kız cevap vermiş;

"Aman teyze, benimki de bozulacak nasıl olsa, ben vereyim"

*
 Erol Işık
http://blog.milliyet.com.tr/turkcenin-lastikli-kelimeleri-2-/Blog/?BlogNo=379710

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder