13 Ağustos 2015 Perşembe

Lügaz

Edebî Sanatlar 

Harf ve Yazıya Bağlı Hünerler
Lügaz

Lugaz (Lügaz), herhangi bir nesnenin ya da varlığın özellikleri anlatılarak yazılan manzum bilmecelere denir. Daha çok divan edebiyatında kullanılmıştır.

Muamma ile birlikte çok kullanılan bir söz oyunudur. Muamma’dan farkı konusunun daha geniş olmasıdır.

Çoğunlukla soru biçiminde düzenlenir. En önemli özelliği içinde çözüme ilişkin ipuçlarının bulunmasıdır. Divanların son bölümlerine konur.

Eğlendirici ve öğretici olanların yanı sıra öğretici ve dinsel lugazlar da vardır.

Lugazlar yazarlarının imzasını taşıdığından halk edebiyatındaki bilmeceden ayrılır.

Bütün lugazlar, "Bir acayip nesne gördüm", "Ol nedir kimdir" ya da "Nedir ol kim" gibi kalıplaşmış sözlerle başlar.

Nedir kim ol iki yüzlü münâfık
Nümâyan çihresinde levn-i âşık

Gezer dünyayı hem bî-dest ü pâdır
Mukim-i hâne-i ehl-i gınâdır

Teâl-Allah nedir anda bu kudret
Yemez içmez virir dünyaya nî’met

Gehi Müslim kıyâfetle be-didâr
Gehi şekl-i firengide nümûdâr

Kırılsa pâre pâre olsa amma
Zarar gelmez ana bir türlü kat’â

Yatar zir-i zemînde hâke yek-sân
Semâda adıdır mihr-i dirahşân

Eğer kim olmasaydı kalbi fasîd
Cihânda olmaz idi kadri kâsid

Yeter vasf eyledin ol bî-vefâyı
Yanından gitmese virmez safâyı

Sünbülzade Vehbî

(Şair bu lügazda "altın"ı anlatıyor)
*
MUAMMA-LÜGAZ

         Muamma, lügaz ve bilmece aynı anlamdadır. Edebiyat terimi olarak anlamları ise manzum bilmece demektir. Edebi-yatımızda bilmece başlı başına bir nazım şekli olarak görülür. Soru şeklinde bilmecelerde, cevabın bulunabilmesi için bazı ip uçları verilir. Cevap çoğu kimse tarafından bilinir ve tartışılmasız kabul edilir. Divân edebiyatında bilmece, muamma ve lügaz diye ikiye ayrılır. Muamma, kişi adlarının bulunması için yapılan bilmecedir. Lügaz ise diğer varlıkları konu edinen bilmecelere verilen addır. 

ÖRNEK 1:                   O nedir ki yere düşer ıslanmaz (ışık)
                                        O nedir ki yer altında paslanmaz (altın)
                                        O nedir ki başın kessen seslenmez (bulut)
                                        Bunların aşkına doldur ayranı.

ÖRNEK 2:                  Tren gelir IS diye
                                       Makinist vurur TAN diye,
                                       Kömürcü anahtarı kaybetmiş,
                                       Kondüktör bağırır BUL diye.           

        ( Dörtlükteki heceleri birleştirdiğimizde cevap ortaya çıkar. Cevap: “İS + TAN + BUL” )

ÖRNEK 3:               Bende yok sabr ü sükûn, sende vefadan zerre;
                                     “İki yoktan ne çıkar” fikr edelim bir keren                                                                

        ( Olumsuzluk ekleri: “Nâ” ve “bî”  olduğuna göre Cevap: “N + BΔ dir. Bu beyit muammaya güzel bir örnektir.)


Yusuf  ALTINSOY / Türk Dili ve Edb. Öğrt.                       www.edebiyatname.com

======================
Kaynaklar:
http://www.edebiyatname.com/index.php/edebi-sanatlar/135-muamma-luegaz/129-muamma-luegaz
http://www.tdvislamansiklopedisi.org/dia/pdf/c27/c270159.pdf
https://tr.wikipedia.org/wiki/Lugaz




Ek okuma



LU GAZ

Lafız veya mahiyet özellikleri belirtilerek bir nesnenin adının bulunması istenen, Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında bir belagat terimi, genellikle manzum bir söz sanatı.
L ~  Sözlükte "çöl faresi nin, saklandığı yerin bulunmaması için yuvasını labirent gibi eğri büğrü kazması; saptırmak. sözün maksadını gizlemek. şaşırtmalı söz söylemek" anlamlarına gelen lağz kökünden türeyen lugaz 1 luğz 1 lağz "çöl faresinin yuvası, gidilmesi zor olan eğri büğrü yol; derin sır. bilmece, zeka oyunu" demektir.
Arap edebiyatında daha çokluğz (çoğul u elgaz) ve ülgüze terimleri kullanılır. Eski Arap belagat ve edebiyat alimleri lugazla eş veya yakın anlamlı "muhacat. uhcüvve / uhciyye. ehacl. huceyya. ta'miye / muamma, mugalata / uğlüta. lahn / melahin, muayat" gibi terimler de kullanmışlardır. Edebiyatta ve özellikle şiirde bir sözü / kavramı açık bir dille aniatma yerine onu ima eden ifadeler kullanarak şiiri / sözü bir bilmece. hatta bazan bir muamma şekline sokmaya il gaz, böyle şiire / söze lugaz / iuğz denir. Ancak bunun edebi zevki okşayacak tarzda icra edilmesi şarttır.
Müteahhir dönem alimleri önceleri lugaz kapsamında yer alan muammayı isim bilmecelerine hasretmişlerdir. Lugazların çoğu manzumdur. Genellikle "rubbe. rubbe vavı" veya soru edat ve cümleleriyle başlayan bu manzumelerde kitap. kalem gibi somut varlıkların nitelikleri zikredilerek kendilerinin bilinmesi istenir.
Lugaz, bir düşünceyi mecazdan daha kapalı biçimde dile getiren bir anla ım tarzı olmasıyla beyan ilmi kapsamında bir disiplin sayıldığı gibi akıl ve zihni geliştirmesiyle de felsefe. mantık gibi akli ilimlerden kabul edilir.
Lugazlarda ipucu verilmekle birlikte bazılarının çözülmesi güçtür. Bunlara "işarl lugaz" denir.
Lu gaz lafız ve ma na lugazları olarak iki temel kategoriye ayrılır.
Lafız lugazlarının birden çok manaya sahip kelimenin uzak veya ka rşıt anlamını kastetmek (tevriye,- lahn, melahin, mugalata ma'neviyye). kelimeyi anlamlı sözcüklere bölüp verilen müteradifleriyle bilinmesini istemek, iki kelimeyi bitişik yazmak. bir kelimeyi parçalayıp yazmak. hemzeliyi yumuşatmak (teshll). nokta değişikliği yapmak (tashlf), tersinden okumak(kalb) ve başka bir dile nakletmek gibi birçok çeşidi vardır. Tevriye yoluna örnekolan "~lo, C;L: ~iJ lo .ı.ıı;· cümlesinin kastedilmeyen ve ilk akla gelen (yakın) anlamı. "V allahi Ali'yi ne gördüm ne de onunla onuştum" şeklinde iken, "Vallahi Ali'nin ne ciğerine (rie) vurdum, ne de onu yaraladım (kelm)" şeklindeki uzak anlamı kastedilmiştir. Mana Iugazla rı nda bir şeyin anılan vasıflarıyla kendisinin bilinmesi istenir. Diş hakkındaki şu dizelerde olduğu gibi: " ... 1 ~ .fb..VI Joi Y ..,.-t.:.; (Öyle bir dost ki ömür boyu dostluğundan bıkmamışım. Benim için mutsuz olmuş, benim için didinmiş. Ne var ki bir kişiyi [doktor[ görmekle birlikte ebed iyen ayrı ldık) .
Mana lugazlarının uzun kasideler halindeki örnekleri de vardır. Bizzat lugaz olarak tasarlanmayan, ancak i'rab. tefsir, lafız ve mana güçlüğü sebebiyle rastlantı olarak Iugaz konumunda bulunan, "ebyatü'l-meani" ve "ebyatü'I -müşkileti'l-i'rab " adı verilen beyitler de bu türe dahil edilir. Railibil'in. "lo_r.a ~~.,;ıl;;.: 0!ıı,_ı..s" (Halife Affa no lu 'nu [Osman ı[ suçsuzyere öldürLU GAZ düler) mısraında "muhrim" kelimesi "suç- suz yere" demek olduğu gibi "ihramlı iken, haram aylarında iken" anlamına da gelir.

Eğitim ve öğretim amaçlı. zeka geliştirici lugazlar da mana lugazı sayılır. Başta nahiv olmak üzere lugat. fıkıh, feraiz, hesap vb. konularda çok sayıda lu gaz manzumesi tertip edilmiştir. Hariri'nin elMal.H1mdt'ının 32. bölümünde bazı kelimelerin uzak anlamları kastedilerek dü- zenlenmiş 100 fıkıh lugazı cevaplarıyla birlikte yazılmıştır.
Lugaz ve muammaların zor anlamları çözme alışkanlığı kazanmak, boş zamanları değerlendirmek ve eğlenmek gibi amaçlarla eski filozoflardan biri tarafından icat edildiği ileri sürülmektedir. revrat'ta lugaz, m uarnma ve remiz terimleriyle Hz. Süleyman. Sebe Melikesi Belkıs. Sur Kralı Hlram ve Şimşon'a (Şemşon) nisbet edilen çeşitli lugaz örnekleri geçmektedir (Sayılar, 12/8: Hakimler. 14/14: ı. Krallar. 10/1 ; Süleyman'ın Meselleri, 1/6; Hezeki el, 17/2).
Kur'an'da maksatlı olarak tertip edilmiş lugazlar yoktur. Ancak i'rab veya yorum ve anlam güçlüğü sebebiyle bir nevi lugaz hükmünde olan ya da tevriye ve kinayeye benzer edebi türler halinde bir tür lu gaz sayılan unsurlar bulunabilir. Ayrıca insanlar tarafından Kur- 'an'da geçen bazı şeylerle ilgili olarak dü zenlenmiş lugaz çalışmaları mevcuttur. İbn Hişam en-Nahvl'nin lfallü elgaz ve mesa,il i'rabiyye ti'I-ayati'I-Kur,aniyye ve'l-eJ:ıadişi'n-nebeviyye'siyle (nşr. Muhammed İbrah im Salim, Kahire 1409/ 1989) Alaeddin b. Nasırüddin et-Trab- ıusi'nin el-Elgazü '1-'Ald,iyye ii elfa- ?-i'l-Kur,an'ı (Brockelmann, GAL Suppl., ll. 4 52) bu konuda yazılmış eserler arasında sayılabilir.
Bir hadiste (Buhar!. •«iJim", 5, 50; Müslim, "M ünafi~In" , 63, 64) Hz. Peygamber'in. çevresindeki sahabeye ağaçlar içinde yapraklarını dökmeyen ve müslümana benzeyen ağacın hangisi olduğunu sorması ve kimsenin bilemernesi üzerine onun hurma ağacı olduğunu söylemesi dikkat çekme, zeka ve kavrayış düzeyini sınama gibi yararları sebebiyle lugaz üs!Gbunun Resül-i Ekrem tarafından kullanıldığı. islam ulemasının buna dayanarak çeşitli ilim dallarında lugaz üslubu ile öğretmeyi amaçlayan çeşitli eserler kaleme aldığı ifade edilir. Ayrıca Hz. Peygamber'in bu hadiste, gövdesinin odunlaşmaması sebebiyle ot cinsinden olduğu halde hurmaya mecaz (istiare) yoluyla ağaç demesi şaşırtma ve yanıltma işlevi gördüğünden bilinçli bir lugaz üs!Gbunun kullanıldığını gösterir.

İslam'dan önceki dönemde Mü- telemmis'in (ö. 569) çağdaşı Hind bint Huss'un ilk kelimesi verilen ifadeyi hikmet cümleleri halinde tamamlama şeklinde yaptığı yarışmalar, İmruülkays b. Hucr'ün Abi d b. Ebras ile yaptığı sorucevap şeklindeki manzum atışmala r, Abdülmeslh b. Amr el-Gassanl'nin Halid b. Velid'in sorula rına verdiği hikmetli cevaplar Arap edebiyatında lugaza benzer ilk örneklerdir. Lu gaz, Abbasller'in ilk zamanlarından itibaren entelektüel hayatın ve şehir yaşamının gelişmesine . refah ın artmasına paralel biçimde şiirlerde müstakil konu şeklinde işlenıneye başlamıştır. Bunun ilk örneği olarak Hammad er-Raviye (ö. ı 55/772), bir dost meclisinde çekirge ve mızrak dipçik demiri hakkında lugaz beyitleri söylemiştir (İbn Kuteybe, s. 52 ı).

Daha sonra lugaz manwmeleri nazmedenlerin çoğu şair er arasından değil fakih, gramerci, tabip gibi başka meslek sahipleri arasından ve özellikle entelektüel kesimden çıkmıştır. Edip Abdurrahman b. Muhammed enNazzam. nahivci İbnü'I-Haşşab, nahivci Ali b. Isa ei-Fihrl, Muvahhid emirlerinden İbn Abdülmü'min diye tanınan Süleyman b. Abdullah, tabip imadüddin ed-Düneysirl, tabip Hibetullah İbnü t-Tilmlz . tabip Yahya İbnü't-Tilmlz, fakih Ahmed el-Vadlaşl. edip ve fakih İbnü'I-Ceyyab bunlar arasında sayılabilir (İbn EbG Usaybia, ll, 268,271-272, 278; İbnü I-Hatlb, IV. 144- 145; Makkarl, ll , 654; V, 451-454).
Şairler arasında , lugaz ve muamma beyitleri divanlarında ayrı bir bölüm oluşturacak şekilde fazla olan İbn Uneyn ile İbn Şeref el-Kayrevani ve Mihyar ed-Deyleml'nin adları zikredilebilir. Lugaz ve ilgaz tabirlerini ilk defa kullananlardan olan Halil b. Ahmed'in (ö. I 75/ 791 ) lugaz ve muammaya dair ilk eseri de (Kitabü 'l-Mu'amma) yazdığı kaydedilir. Cahiz, lugaz kabilinden bazı mensur ifadelere ve anekdotlara yer vermekle birlikte (el-Beyan ve't-tebyfn, ır , 147) Asınal ve Eb Cı Osman ei-Mazinl gibi onun da lugazın faydasına inanmadığı kaydedilir. Bu alimleri cehalet ve zevksizlikle suçlayan Dellalülkütüb lugazı akıl ve zekayı geliştirici akll ilimlerden sayar ( el-i'caz, vr. 9). İb n Dü- reyd, Kitabü'l-Mela]Jin'inde uzak anlamlarının kastedildiği 185 yemin lugazını düzenleyip açıklamış ve bir zalimin yemine zorladığı kişinin bunlarla şer'l cezadan kurtulabileceğini söylemiştir.
...
http://www.tdvislamansiklopedisi.org/dia/pdf/c27/c270159.pdf





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder