Edebî Sanatlar


Mecaza
Dayalı Söz Sanatı
Teşbih (Benzetme)
Benzetme sözü daha etkili bir duruma getirmek için
aralarında türlü yönlerden ilgi bulunan iki şeyden, benzerlik bakımından güçsüz
durumda olanı nitelikçe daha üstün olana benzetmektir.
Teşbih bir mecaz sanatı değildir. Sadece şiirde değil düz yazıda hatta konuşma dilinde bile çok kullanılır.
Teşbih bir mecaz sanatı değildir. Sadece şiirde değil düz yazıda hatta konuşma dilinde bile çok kullanılır.
Benzetmede, benzeyen sözcük
gerçek anlamda, benzetilen sözcükse mecaz anlamdadır.
Tam bir benzetmede benzeyen,
benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatı ( ilgeci ) olmak üzere dört öğe vardır. Ancak benzetmenin gerçekleşebilmesi için yalnızca benzeyen ve
benzetilenin kullanılması yeterlidir.
Teşbih, aslında bir
karşılaştırma sanatıdır. Teşbihin, teşbih olabilmesi için karşılaştırılan iki
nesne ya da kavramın bir benzetme yönünde birleşmesi gerekmektedir. Aralarında
ortak özellik olmayan nesne ya da kavramlar karşılaştırılsa bile teşbih sanatı
(benzetme) meydana gelmez.
“Teşbih heyecana bağlı bir sanattır, bir mecaz sanatı
değildir. Çünkü sözcükler gerçek anlamlarında kullanılır. Sanatkâr
kendisini etkileyen bir olay veya varlık karşısında heyecanlanır, bu
heyecânını
daha kuvvetli ve tesirli anlatabilmek için, o ruh halini
okuyucuda daha iyi canlandırabilecek benzetmeler yapma yoluna gider. İşte
bu ruhî faaliyet sonucu teşbih sanatı meydana gelir.
Teşbihten umulan başlıca yarar, anlatımı somut hale getirmek ve iletilmek istenilen düşünce ve duyguyu dinleyiciye etkili
şekilde sunmaktır. Aslında benzetme, dilin tabii bir fonksiyonudur.
Bir kısmı dilde yerleşmiş bir şekilde bulunur. Dolayısıyla benzetmeler
her zaman zorunlu olarak sanat değeri olan bir beceriyi ve
hüneri yansıtmazlar. Ancak şahsî bir tasarrufu yansıtan etkileyici
ve doğru benzetmeler sanatla ilişkilendirilebilir.”( Dr. Mehmet Halil Erzen)